Başladı diye kutlarken bir çığlık, karanlık, aydınlık, gürültü, zifiri ve şimdi : değişti. Bir gün her şey bitti. Başlayacak diye uyandığında. Başlama
umudu yok edilmenin kapısından attı onu.
Tilkilerin kuyrukları beyninden uzaklara yol olmuş aktı. Nerede bu
kürkçüler? Nereye gidecek bu tilkiler? Bu uçsuz bucaksız hükmü vitrin, sadece,
siz sevenlerine. Hükmü kalmamış, göremiyor, kocaman, sahipliği kaybolmuşluğunu
hayatının. Ölüm burada artık. Oysa ne kadar yakın ve gizemli olduğu,
düşünmeden yatılmadı sıcak yataklara. Ne çabuk unutuldu bu hayal kırıklığı.
Ortalık kıyamet gibi. Koşturan cansız bedenler, artık yılmış
dilsiz ruhlar. Kimse duymuyor, herkes bağırıyor. Hep bir ağızdan, yalnız
çığlıklar atıyorlar ortak tema çatısında: İTİRAZ.
Darıla darıla kurulan tanışıklıkların son pasları artık.
Düdük, ağzında hakemin. Hakem ne bilir, dolaşıyor ağzında silahı. Kontrol
sahipleri hep böyle yapmadı mı? Çaldığı
an sönecek bütün bulutlar. Balon gibi. Dağılınca bütün sözcükler, sadece
kendileri kalacak ve sahip oldukları zihinler. Apaçık. Saklayamıyor şimdi bu
zifiri karanlıkta. Gün ışığında gözden kaçanlar, göze battı hep çizildi
retinalar. Daha net görecekler bundan
böyle. Bundan böyle mi? Her an yıl gibi donup geçmez ve kar taneleri düştüğü
yeri yakarken. Bundan böyle yok.
Sıradaki bölüm: YOK. Olmayanla ilgili denemeler. Yazarı
intihar etmiş, röportajla ilgili telif hakkı imzası şart. Olmayanlardan birini
buldu tanıdık. Tilkilerinden birinin bir faydası dokunacak Geçmeyen zamanın bir
gününde. Yazar imza atmayı reddedip
parmak izi vermekte direnmeseydi, yalanların içinde belki inandırılabilirdi,
isyankâr kalabalık.
Yıldızlar ayağa düşmüş, parlamaması kimseyi şaşırtmadı.
Popüleritesini borçlu olduğu ruhu, terk-i Kalb eylemeseymiş.. Yalnızlığını
bulutlara borçlu. Minnetini okuma bilmeyen teyzeye redakte ettirip, vicdanını
onardı.
Artık yok, olağan dışı niteliklerde açık her isim ve cisim.
Bir gün cama konan kuş, şimdi kafasına
pisliyor, kahkaha atarak, milli
piyangonun iflasının yası tutuluyorken, bugün.
Bir günden bu günlere hissettiği dün kadar aşina oysa.
Perişan oldu, Neden. Bulamadı. Bulamayacağından eminken bile
işlerin ters gidip bulabileceği ihtimaline dönmesini bekledi. Dağı delip ev yapmış tilkinin biri.
Yalnızlığına armağan, dağın ötesinden bir anlam kokmuyor artık buralara.
Sür'atli yolculuklar saniyelerle ifade ediliyor ve yolculuk
tamamlandı. Sarsıntı nedeniyle özür dileyen esnaf, işlerin kesat olduğundan
şikayetçi.
Mazlum ahını geri çekmiş, zalim utanç içinde. Cam kırıkları
içinde toplu iğneler kaybolmuş. Ne aradığını bilmeden kanatıyor parmaklarını
bir grup politik.
Uyuyanlar birkaç duygusalın haline üzülüp uyanınca,
uykusuzlar bıraktı mizahı. Artık çok anlamsız adam yaptı, oldu. Gülünecek ne
kaldı ki ağlayasın? Uslanmak eylemi yasaklanmış ve artık kimsenin gözleri
yaşarmıyor spreylerden. Alışkanlıkların odalara sığmadığı evler birikmiş
yamaçlarda ve artık Yok bölümüne final planlıyorlar. Planlarına uygun giderse
işler, ters gitmezse, olmayacak son bölüm.
Manidar hareketler, uyaksız cümlelerle; amacına uygun
bitirmek diziyi. Amaca en yakın nokta. Tam sırtındaki işte. Bir oyun oynadı ve
kazandı. Günler aydınlanıp geceler kararmadıysa da çok zaman aldı. Ulaşması
ona. Sırtına dokundu ve filmi uzattı. Onun kahramanları yok. Kendi yok. Yazarı
intihar etmiş. Kıyma makinasından, ince çekilmiş hislerle bezeli bir senaryo.
Sırtı başka tarafa baktı hissetmedi dokunuşu, yalnızlığına alışmış kalabalık
çarpışmalarının içinde artık. Senaryosu düştü, parlamaya küsen yerdeki
yıldızların kucağına. Yeni düştü o, yardım edecekler elbet.
SON.
GAMZEGÜL KIZILCIK

